ŞEHİR BAHÇELERİNİN AYAK SESLERİ  İSTANBUL‘DA

Yakın gelecekte tarımsal ürünlerin artan nüfusu besleyemeyeceği  tahmin edilmekte, gıda fiyatlarında da büyük dalgalanmalar beklenmektedir. Kurak, düzensiz yağışlar gibi iklim değişikliği karşısında dünya, gerçekten bazı arayışlara yönelmek durumundadır. Her ne kadar “bitki fabrikaları” (uluslar arası literatürde “şehir tarlaları”, “dikey tarlalar”, “kentsel tarım”, “şehir çiftlikleri”, “şehir bahçeleri” de denilmektedir) bu arayışlara cevap olarak ortaya çıkmamışsa da yarınların gıda sorunları düşünüldüğünde, bu tür tarımsal üretim alternatiflerinin devreye girebilmesi insanoğlu için büyük bir avantajdır. Çünkü yarının tarımsal üretimi bazı örnekleri aşağıda verilen ciddi biyofiziki kısıtlarla karşı karşıyadır. Bunlar: 

  • Tarımsal üretim artışı CO2 salınımı nedeniyle yavaşlamakta; 
  • Verimli topraklar, rüzgâr ve su erozyonu, tuzlanma ve çoraklaşmanın yanı sıra endüstri ve şehirleşme nedeniyle de tehdit altında[1], 2050’lerde doyabilmemiz için Brezilya kadar bir tarım alanı artışına gereksinim olacak! 
  • Yer altı suları kalite ve miktar bakımından sorunlar yaşamakta; 
  • İlaç ve gübre uygulamaları çevreyi ve dolayısıyla ürün yetiştirme ortamlarını olumsuz etkilemektedir. 

Tere, roka, maydananoz, nane, fesleğen, dereotu, kişniş, marul gibi boyları 20-30 cm’yi geçmeyen, 40-60 günde hasat olgunluğuna ulaşabilen sebzelerin, uygun kasalarda ekildiği ve söz konusu kasaların onlarcasının üst üste konulduğu yüksek tavanlı binalar düşünelim. Resimde görüldüğü gibi, kasa aralarının uygun ışıklandırma ve sulama sistemleri ile donatıldığında üretim ortamı hazırdır diyebiliriz. Eğer şehrin kenarında 1000 m2 lik boş bir fabrikanız varsa, bu sistemle 10.000 m2 den daha da geniş bir alanda, hemen sebze üretimine başlayabilirsiniz. Hem de yaz-kış demeden aralıksız,  yılda 5-6 ürün alarak (Video izle). 

Yerel olması ve bu nedenle nakliye ucuzluğu avantajı ile yetiştirilebicek tür bitki sayısı 30-40’ı bulabilir. Brokoli, havuc,  soğan, ıtri-tıbbi-baharat bitkilerinin yanında çilek, kavun, karpuz gibi meyve gurubu da devreye girebilir. O takdirde yılda alınacak ürün sayısı azalacaktır. Genelde tarımsal üretime, özellikle de hijyenik – organik ürünlere talepler artmaktadır. Kişilerin, kaynağı bilinen gıdaları, sertifikalı ürünleri tercih eğilimleri ve genelde tarımsal ürünlerdeki teknolojik yenilikler, örneğin, “küp(m3) karpuz” veya “düşük potasyum içerikli marul” gibi bazı niş ürün pazarları da artacaktir. O nedenle şehir tarlalarının geleceği hiç de göz ardı edilecek gibi görünmüyor. 

Şehir çiftlikleri Japon ileri teknoloji firmalarının atıl fabrikalarını değerlendirme girişimiyle ivme kazanmıştır.  Üstü kapalı bu sistemi,  seradan farklı olarak katlı bir “BİTKİ FABRİKASI” olarak devreye sokulması: 

  • Bitki gelişiminde ana faktör fotosentezin LED[2] teknolojilerini; 
  • Fabrika benzeri kapalı alanda, üst üste konulmuş üretim yastıklarının, hidrofonik (topraksız tarım) üretim sisteminin kurulmasını; 
  • Bitki tür seçiminin ekolojik ve ekonomik araştırma ve analizlerini gerektirir (Açıkgöz 2014). 

Üretim yastıkları LED ışıklandırma lambaları ve sulama sistemleri ile uyumlu biçimde monte edilerek hacim kazanımı sağlanmakta, böylece resimde de görüleceği gibi onlarca raflık bir üretim ortamı oluşturulabilmektedir.   Gerek ABD’de ve gerekse Uzak Doğu’da anahtar teslimi tesis kurucu firmalar oluştu bile. Bilgisayarı ve yüksek teknolojiyi de en etkin biçimde kullanarak, ilaç-gübre girdilerini, ışık, ısıyı ayarlayarak, CO2’i, rutubeti yani tüm yetiştirme ortamını optimize ederek hijyenik, sağlıklı ve kaliteli bitkisel üretim sağlanabilmektedir. Geleneksel üretime göre %98 su tasarrufu sağlayabilen bu sistemin üretim riskinin çok daha düşük olduğunu tahmin etmek hiç de zor değildir. % 60 gübre kullanım tasarrufunu yalnız parasal olarak değil, özellikle yıkanabilir azot nedeniyle çevre kirlenmesi açısından da değerlendirmek gerek. 

Devlet desteklerin öne çıktığı Japonya’da 200 civarında olan dikey tarlalar Tayvan ve Güney Kore’de de uygulama alanı bulmuştur. ABD (World’s Largest Indoor Vertical Farm is Coming to Newark), Yüzlerce milyon US$’a ulaşan yıllık ciroya ulaşan bu yeni sektör, Panama ve bazı Avrupa ülkelerinde de uygulama alanı bulmuştur. Bu tür atırımların, pazarda yeşilliklerinin çifti bir liraya satılan Türkiye’ye girişi kolay gibi görülmeyebilir. Yine de atıl depo-fabrika olanaklarından ve devlet desteklerinden de yararlanarak, bazı niş bitkilerle yola çıkanlar olacaktır. Nitekim İstanbul’da yarı-profesyonel bir örmeğe buradan bir göz atabiliriz.