Yağmur Suyu Hasadı

Su, hayatın en temel yapıtaşıdır. Günümüzde sürekli artan nüfusa bağlı olarak artan su kullanımı nedeniyle gelecek yıllarda birçok ülke önemli bir sorunla karşı karşıya kalacaktır. Gelecekte suyun yerine geçebilecek yapay bir maddenin bulunamayacağından dolayı suyun stratejik kıt bir kaynak olacağı öngörülmektedir (Mengü ve Akkuzu, 2008). Son yıllarda hızla artan kentleşme ile birlikte özellikle tarım arazilerinin ve orman alanlarının giderek azaldığı artık bilinen bir gerçektir. Yanlış arazi kullanımları ile birlikte bozulan doğal yapı üzerinde birçok olumsuz etken görülmektedir. Bunlardan bir tanesi de geçirimsiz beton yüzeylerin artması ile birlikte yağış sularının yüzey akış ile uzaklaşmasıdır. Yeri doldurulamaz ve çok önemli bir kaynak olan yağmur sularının düştüğü yerde toplanması ve değerlendirilmesi düşüncesi ile birçok fikir ortaya çıkmıştır. 

Tatlı su kaynaklarının hızla kirlendiği ve tüketildiği günümüz koşullarında fiziksel alternatifler açısından tatlı suyun sürdürülebilirliğini yerine getirmek için iki çözüm vardır: Bunlardan ilki, geleneksel yaklaşımları kullanarak alternatif veya ilave su kaynakları bulmak, diğeri ise, mevcut olan sınırlı su kaynaklarını daha iyi ve daha verimli kullanmaktır. Yağmur suyunun toplanarak tekrar kullanılması bu yöntemlerden bir tanesidir ve bu işlem yağmur hasadı olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde genellikle daha düşük masraflı alternatifler arasında olan su hasadı önemli bir adımdır (Tarı, 2009; Örs vd., 2011; Silkin, 2014)

Yağmur sularının tutulması ve depolanması esasına dayanan su toplama teknikleri, toprak erozyonu ve sedimantasyonu azaltma, toprakta suyun depolanması ve toprak üretkenliğinin artırılması aracı olarak uzun zamandır kullanılmaktadır. Su hasadı; toprak erozyonu kontrolünün yanı sıra, kırsal ve kurak alanlara içme suyu ve tarımsal üretim için yeterli su sağlamaktadır (Reij, 1988). Yağmur suyu çatılardan veya yüzeyden olmak üzere iki farklı teknikle toplanarak farklı amaçlar için kullanılabilmektedir (Alpaslan vd., 2008). Bu yöntemde, çatı yüzeyine düşen yağış toplanmakta, yağmur olukları yardımıyla toprak yüzeyindeki bir tanka ya da yeraltındaki bir depoya aktarılmakta ve burada depolanmaktadır. Depolama yapıları betonarme, fiberglas ya da paslanmaz çelikten imal edilmektedir (Kantaroğlu, 2009). 

Yağmur suyu toplama ve depolama sistemi aşağıdaki bileşenlerden oluşmaktadır (Şekil 1)

  • Yağmur suyu toplama yeri (çatı olukları) 
  • Yağmur suyu taşıma sistemleri (borular) 
  • Filtreleme sistemi 
  • Depolama tankı 
  • Yağmur suyu dağıtım sistemi (Onat, 2013) 

Yağmur suyu hasat sistemi oluştururken aşağıdaki hususlara dikkat etmek gerekmektedir: 

Yağmur suyunun toplanacağı yer seçimi ilk husustur. En temiz yağmur suyu çatıdan toplanır, bu yüzden suyun tek kademeli ve kaskatlı bir filtreden geçirilmesi yeterlidir. 

Yağmur suyunun toplanacağı alanın genişliği dikkate alınmalıdır. Toplama alanının büyüklüğü ile yağmur suyu hasat miktarı doğru orantılıdır. 

Her ilin yıllık yağış miktarı farklıdır. Bu yüzden ilgili şehrin yağış miktarı ile toplama alanı çarpılmalı ve ne kadar yağmur suyunun toplanabileceği hesap edilmelidir. 

Toplanan yağmur suyunun hangi amaçla kullanılacağı belirlenmelidir. Yağışın bol olduğu kış ayları ile ilk-sonbahar aylarının bir kısmında toplanan su, bahçe sulamasında kullanılmazken; yağışın az olduğu yaz aylarında sulama gerekecektir. Bu sebeple toplanan su wc, araç yıkama, çamaşır makinesinde kullanım gibi alanlarda kullanılabilecektir. 

Yağmur suyu depolama tanklarının hangi büyüklükte olması gerektiği belirlenmelidir. Hasat edilebilen su ile gerekli olan miktar göz önünde bulundurularak, uygun bir hacim belirlenmelidir (Anonim, 2016). 

Ferguson (1998)’e göre, yağmur suyu toplama yönteminde eğim doğrultusunda akışa geçen sular toplanır. Çatılarda veya taşlık, kayalık alandan gelen yağış suları depolanarak evsel ihtiyaçlar olarak kullanılabilir (Şekil 2). Su toplama tekniği, kolay ve ucuz olması nedeniyle avantajlıdır. Büyük sulama sistemleriyle kıyaslandığında, su iletimi kayıpları çok düşüktür. Bir ev için su kullanımda gerekli olan suyun yaklaşık olarak % 50’si bu yöntemle sağlanabilinmektedir (Kantaroğlu, 2009)

YAĞMUR SUYUNUN TOPLANMASI 

Ülkemizde kişi başına düşen su miktarı 1.500 m³/yıldır. 20 yıl içinde ülke nüfusunun 87 milyona çıkacağı düşünülürse bu rakamın 1.042 m³/yıl’a düşeceği ve su fakiri ülkeler arasında yer alınacağı öngörülmektedir. Suyun bu denli önem arz ettiği günümüzde yeryüzüne düşen yağmur sularının sadece %30’unun yer altı sularına katıldığı ve faydalanılamayan yağmur suyu miktarının çok büyük olduğu, son derece çarpıcı bir gerçektir (Anonim, 2016)

Yağmur suyunun toplanarak değerlendirilmesi esasına dayanan yağmur bahçeleri, yağmur sularının herhangi bir işleme tabi tutulmadan direk olarak yönlendirildiği ve üzerinde bitkilerin yetiştirilebildiği sığ çukur alanlar veya diğer bir deyişle “biyolojik tutma alanları (bioretention) olarak tanımlanmaktadır (Demir, 2012)

Yağmur bahçesi karakteristik olarak 7 cm ile 20 cm arasındaki bir derinlikte (göllenme zonu) yapılmaktadır. 20 cm’den daha derin olan yağmur bahçelerinde göllenme yüzeysel olmayıp, bütün bahçeyi dolduracağından geç süzülme gerçekleşecektir. Bir yağmur bahçesinin derinliğini belirleyen en önemli özellik; uygulanacak alanın eğimidir. Bu bağlamda, uygulama alanında hafif ve uygun bir eğim aranmalı ve kazı işlemleri kolaylaştırılmalıdır. Eğimin % 12’den büyük olması durumunda başka bir alan seçimi yapılmalıdır. En iyi alan eğimi optimum olarak % 10 civarında olmalıdır. Öte yandan eğime bağlı olarak derinlik aşağıdaki şekilde saptanmaktadır: 

– Eğer alanın eğimi % 4’ten az ise, yağmur bahçesinin derinliği 7-12 cm arasında olmalıdır, 

– Eğim, % 5-7 arasında ise, yağmur bahçesinin derinliği 15-18 cm arasında olmalıdır, 

– Eğim, % 8-12 arasında ise, yağmur bahçesinin derinliği 20 cm olmalıdır (Doğangönül ve Doğangönül, 2008). (Şekil 3). 

Yağmur bahçeleri için seçilecek bitki türleri yörenin doğal bitki örtüsü ile uyumlu olmalıdır. Üç bölgeden oluşan yağmur bahçelerinde birinci bölgede, suya dayanıklı, kökleri kuvvetli, ani su baskınlarına dayanabilecek hem aşırı suya hem de aşırı kuraklığa dayanıklı ve adaptasyon aralığı oldukça geniş olan bitki türlerinin seçilmesine özen gösterilmelidir. İkinci bölge için bitki seçimi yapılırken, geçiş bölgesi olması nedeniyle yarı kurak şartlara dayanıklı bitkiler tercih edilmelidir. Diğer yandan, yağmur bahçesinin üçüncü bölgesi olan tampon bölgesi için bitki seçimi yapılırken, kuraklığa dayanıklı bitki türleri olmasına özen gösterilmelidir (Müftüoğlu ve Perçin, 2015). 

Suyun gereğinden fazla kullanıldığı alanların başında konutlar gelmektedir. Suyun kıt ve çok değerli bir kaynak olduğunun bilincine varılmadığında su israf edilebilmektedir. Ekonomik refah seviyesi ile israfın doğru orantılı olarak ilerlediği günümüz koşullarında özellikle su konusunda daha dikkatli davranmak gerekmektedir. Son yıllarda hemen hemen her şehirde yaygın hale gelen müstakil konutlarda yaşama tarzı suya bağlı olan giderlerin daha fazla olmasına neden olmaktadır. Özellikle müstakil konutlarda suyun makul kullanımına olanak sağlayan yağmur bahçeleri su tasarrufunda çok iyi bir alternatif olarak görülmektedir. 

Evlerde kullanılan suyun yaklaşık % 26’sı tuvaletlerde, % 22’si çamaşır makinelerinde, % 17’si duşta, % 16’sı musluklarda, % 2’si banyoda ve % 3’ü diğer alanlarda kullanılmaktadır. % 14’lük kısım ise ev içi tesisatlardaki sızıntılarda kaybedilmektedir (Mayer ve DeOreo, 1999)

Yağmur suyu konutlarda kullanım suyu olarak kimyasal dezenfeksiyondan geçmeden tuvalet rezervuarlarında ve çamaşır makinelerinde kullanılabilmektedir. Ancak toplanılan yağmur suyu istenilen kalitede değil ise filtreden geçirildikten sonra yağmur suyu deposuna gelmektedir. Bu sistemde ilk kurulum maliyeti dışında bir ücret gerekmemektedir (Şahin ve Manioğlu, 2011). 

EKOLOJİK DENGENİN KORUNMASI 

Sonuç olarak; su kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde kullanılması ve su tasarrufunun sağlanması açısından özellikle konutlarda yağmur suyunun kullanılması teknolojisinin yaygınlaştırılması önem taşımaktadır. Bu sayede ekolojik dengenin korunması, insan topluluklarının sürdürülebilir gelişiminin sağlanması ve su kaynaklarının daha verimli kullanılması için önemli bir adım atılmış olacaktır (Şahin ve Manioğlu, 2011). Toplanan yağmur suyunun kullanılması esasına dayanan yağmur bahçeleri, yüzey akışları tutarak yeraltı suyunu besler ve zenginleştirir. Bu sayede bozulmuş kentsel su döngüsüne olumlu katkılar sağlar. Kentsel alanlarda yağmur suyunun sürdürülebilir yönetimi amacıyla kullanılan yağmur bahçeleri doğa dostu çözümler içerisinde en işlevsel ve uygulanabilir çözümlerden birisidir (Müftüoğlu ve Perçin, 2015). 

Özellikle müstakil konutlarda uygulama kolaylığı açısından yağmur bahçesi fikrinin uygulanması ve yaygınlaştırılması suyun daha tasarruflu kullanımını sağlayacak önemli bir adım olacaktır. Bu sayede; 

Yağmur suyunun düştüğü yerde toplanması sağlanarak yağmur suyunun yüzey akışına geçmesi önlenecektir. 

Su tasarrufu sağlanmış olacaktır. 

Yağmur bahçesi ile konut bahçeleri farklı bir anlam kazanmış olacaktır. 

Daha çevreci bir tutum kazanılmış olacaktır. 

Yağmur suyunun sağladığı faydalardan yararlanılmış olacaktır. Yağmur suyunun oluşum döngüsünde havadaki toz zerrecikleri içerisinde birçok mineral ve bitki besini vardır. Şimşek çaktığında ise azot ve oksijen birleşerek bitkiler için doğrudan alınabilir azotu oluşturur. Ayrıca yağmur suyunun tuz oranı çok düşüktür. Bu özelliğinden dolayı yağmur suyu çok iyi bir çözücüdür. Çeşme suyu içerisindeki klor topraktaki faydalı bakterileri yok ederken aynı zamanda toprakta birikerek bitkiler için toksik etki yapar. Yağmur suyu toprakta biriken tuzları yıkayarak sağlıklı kök gelişimi için uygun ortam oluşmasına yardımcı olur (Anonim, 2016 a). 

Estetik yönden kente katkı sağlar. 

Günümüz koşullarında suyun sürdürülebilir kullanıma olanak sağlayan yağmur bahçelerinin kentsel mekanlarda başta müstakil konutlarda olmak üzere uygulanması sağladığı yararlar yönüyle de çok iyi bir alternatiftir. Ayrıca sadece müstakil konutlarda değil uygulama imkanı bulunan bütün alanlarda yağmur bahçesi fikrinin uygulanması kentsel mekanların daha ekolojik olmasını sağlayarak suyun optimal kullanımına önemli bir katkı sağlanmış olacaktır.